Bundan sonra herşey çok farklı olacak dedi.Arkasını döndü,yavaşça çalışma odasına geçti.Oturdu.Masanın hemen yanındaki üçüncü çekmeceden kağıtlarını çıkardı. Kalemliğe uzandı sonra,yeni aldığı kalemini aradı gözleri. Bir hafta önce marketten dönerken uğradığı kırtasiyeden aldığı kalemini.Yoktu.Çekmeceleri karıştırdı,ne var ne yok hepsini yere saçmıştı.Çantalarını karıştırıyor,komidin üstlerine bakıyor,hiçbir yerde bulamıyordu.Telaşlı ve sabırsızdı.Oysa onlarca kalemi vardı,yeni aldığı,yana yakıla arayıp bulamadığı kalemine ihtiyacı yoktu.Pencereye doğru ilerledi.Şöyle bir perdeyi araladı.Yılın ilk karı iniyordu şehre.Bir an için de olsa telaş ve sabırsızlığı bir kenara bırakıp,karı seyretmeye koyuldu.Sanki her bir kar tanesi,yüreğine yağan umut oluyordu.Ama hayır umud etmemeliydi. Umut kötüydü. Schopenhauer’un sözleri dökülüyordu dudaklarından.<<Beraberinde getirdikleri umutlar ve korkularla akın akın gelen arzulara teslim olduğumuz sürece kalıcı mutluluğa ya da huzura hiçbir zaman kavuşamayız..>> Umut etmemeyi, korkmamayı, vazgeçmemeyi, kendisiyle savaşmayı öğrenmeliydi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder